Yeni Başlayanlar için Fotoğraf Çekim Teknikleri

Ocak 22, 2014



Blog yazmaya çalıştığımdan beri en önemli sorun iyi fotoğraf çekememek!
iyi bir bakış açısına ihtiyaç olduğu kesin fakat biraz da temel bilgi gerekli.. Ben de bu konuyla ilgili araştırma yaparken güzel bir yazıya rastladım, bir göz atın işinize yarayacağı kesin ;)
Kaynak; http://cafenohut.blogspot.com/

Diyelim ki yeni bir DSLR yani profesyonel bir fotoğraf makinasına sahip oldunuz. Bence ilk yapacağınız şey uzun bir süre ( ki bu süre kendini belli eder) otomatik modu kullanmak. Işık ve kompozisyon üzerine epey şey öğreneceksiniz ve bu otomatik mod size yetmemeye başlayacak.
Ben manuel moda geçmeye çok korkuyordum, hep günün birinde bir kursa gideceğim ve ondan sonra şakır şakır manuel modda fotoğraflar çekeceğim sanıyordum ama geçişim bir anda oldu. Ve ilk kez sonradan öğrendiğim ve adına pozlama denilen şeyi keşfettiğimde mutluluktan deliye dönmüştüm: )
İşte ilk pozlama olayını keşfettiğim fotoğraflar bunlar, o günü dün gibi hatırlıyorum...
(bir türlü tekniğe geçemiyorum iyi mi: ) )


Yukarıda Canon ve Nikon fotoğraf makinalarına ait iki görüntü var. Canon’larda yeşil küçük bir kare, Nikon’lar da ise Auto yazan mod, adı üzerinde otomatik mod oluyor. Ama iş esas M moduna yani manuel moda geçtiğimizde başlıyor.

Basitçe anlatmaya çalışacağım. Öğrenmeniz gereken 3 değişken var ve bu üç değişkenin aldığı değerlere göre çektiğimiz fotoğrafın pozlamasını yapmış oluyoruz.
Bu üç değişken; diyafram açıklığı (aperture), pozlama süresi veya Perde hızı (shutter speed) ve film ASA'sı (ISO). Bu üç unsurun birbirleriyle kombinasyonunu doğru bir şekilde yaptığınızda doğru pozlama yapmış oluyorsunuz. 




İşte yukarıda kırmızı ile işaretlenmiş olan yer pozlamanın görüldüğü yer. Otomatik mod demek o küçük siyah çizginin devamlı 0 ‘da olması demek. Ama manuele geçtiğimizde biz istediğimize göre (+) veya  (–)  pozlama yapabiliyoruz.
Biliyorsunuz ben genelde evde fotoğraf çekiyorum. Bunun en büyük nedeni objeleri fotoğraflamaktan zevk almam. Onlarla istediğim gibi oynayabiliyorum, yüzlerce poz çekebiliyorum gıkları çıkmıyor, sadece benim tatmin olmam, fotoğrafı beğenmem yetiyor, bir de karşımdakine beğendirmek zorunda değilim: ) Sokak fotoğraflarını da seviyorum ama bunun için ne zaman ne de istediğim gibi mekanlar var.  

Haftaiçi tüm gün çalıştığımdan sadece haftasonları kalıyor bana fotoğraf makinasıyla oynamak için. Sanılanın aksine bizim ev çok çok az ışık alıyor, dikkat ederseniz hep aynı yerde fotoğraf çekiyorum çünkü en iyi ışık orada, o da çok çok kısa bir süre. Evi çok sevmeme rağmen sırf bu yüzden değiştirmek istiyorum: (
Böyle karanlık ortamlarda eğer aydınlık fotoğraflar almak istiyorsanız manuel modda geçmeniz kaçınılmaz. 
Şimdi  tek tek Pozlamanın yapılmasında etken olan 3 değişkenin ne olduğunu ve etkilerini anlatmaya çalışayım;
Diyafram açıklığı (Aperture);


Diyafram açıklığı “f” değeri olarak gösterilir ve pozlama sırasında makinaya giren ışık miktarını kontrol eder. Diyaframı ortasında küçük bir delik olan daire gibi düşünün. F değeri değiştikçe bu delik büyür veya küçülür ve Işık miktarı artar veya azalır. Diyaframın açılması ya da kapanması ile ayrıca derinlik kontrolünü de yaparız. Derinlik kontrolü demek netlik – bulanıklılık demek; F değeri küçüldükçe (yani diyafram açılıp içeriye daha çok ışık girdikçe) arka plan bulanıklaşır. F değeri büyüdükçe ise  (yani diyafram küçülür ve içeriye daha az ışık girer) netlik artar.


Diyafram değerlerini Lenss’in özellikleri belirler: f/1.2, f/1.4, f/2.0, f/2.8, f/4.0, f/5.6, f/8.0… gibi..







Kaynak : www.exposureguide.com

Pozlama Süresi - Perde hızı (Shutter speed)


Fotoğraf makinenizin deklanşörüne bastığınız anda diyafram açılır, belli bir süre açık kalır ve kapanır. İşte bu diyaframın açık kaldığı süreye pozlama süresi (perde hızı) deniliyor. Diyafram açık kaldığı süre boyunca makinaya giren ışık artıyor.


Düşük perde hızı daha fazla ışık demek, aydınlık fotoğraflar istendiğinde ve gece fotoğraflarında kullanılır. Yüksek perde hızı ise sensörün az ışık alması demektir, bunu hareketi dondurmak için kullanabiliriz. Örnek Perde hızları: 1/15 (saniyenin 15’de biri demek), 1/30, 1/60, 1/125.


Kaynak : www.exposureguide.com
Bu iki değeri de penceredeki perde gibi düşünebilirsiniz. Odanın alacağı ışık bu perdenin açılıp kapanma hızına ve ne kadar açılacağına bağlı. Biri kalınca bir perdenin ucundan tutuyor, siz de bir köşede koltukta oturuyorsunuz, perdeyi açma-kapama hızına ve ne kadar mesafede açtığına bağlı olarak odanın aydınlandığını görebilirsiniz değil mi . İşte tamamen bu mantıkla işliyor olay.


Film Asa'sı (ISO)


ISO, ışığa karşı duyarlılık demek. ISO aralığını, kullandığınız makinanın özellikleri belirler.


ISO ile ilgili bilmemiz gereken şey şu; ne kadar küçük ISO değeri ile fotoğraf çekersek o kadar net fotoğraflar elde etmiş oluruz. Ama ışığın az olduğu ortamlarda pozlama süresini uzatabildiğiniz kadar uzattınız (yani sayısal değeri düşürdünüz) ve hala istediğiniz aydınlık fotoğrafı yakalamadığımızda ISO değerini arttırmaya başlarız. ISO değeri arttıkça fotoğraf aydınlanmaya başlar fakat ne kadar yüksek ISO o kadar fazla gren yani kumlanma ve kalite düşüklüğü...


Örnek ISO Değerleri: 100, 200, 400, 800, 1600, 3200...



Özetlemek gerekirse; burada anlatmaya çalıştığım üç unsur birbiriyle ilişkilidir, makinanızın vizöründen baktığınızda pozometre göstergesini (yukarıdaki fotoğrafta kırmızı ile çizilmiş olan yer) göreceksiniz ve bu üç parametrenin değerlerini değiştirerek pozometre gösterge işaretini sağa sola hareket ettirebilirsiniz. Bu işaret tam ortada olduğunda doğru pozlama yapmış oluyoruz. Eğer işaret orta çizgiden sağ tarafa doğru (+) kayıyorsa sensöre gerektiğinden fazla ışık geliyor demektir ve o zaman fotoğrafımız fazla aydınlık çıkar yani fazla pozlanmış olur. Pozlama işareti orta çizginin sol tarafında kalıyorsa (-) o zaman da sensör az ışık alıyor demektir ve fotoğrafımız karanlık çıkar yani eksik pozlanmış olur. 

Kaynak : www.exposureguide.com

Ne zaman (+) pozlama, ne zaman (-) pozlama yapmalıyız derseniz size küçük bir ipucu vereyim; açık renklerin hakim olduğu, zeminin fotoğrafladığınız objeden daha açık bir ton olduğu fotoğraflarda (+) pozlama yapabilirsiniz. Örneğin aşağıda soldaki  fotoğrafta ben (+) pozlama yaptım.

Ama zeminin fotoğraflayacağınız objeden daha koyu bir ton olduğu durumlarda (-) pozlama yapmak çok daha uygun olacaktır, Sağdaki fotoğrafta benim yaptığım da bu. Eğer kamera fazla ışık alırsa bu sefer zemin siyahı kumlu, koyu gri gibi olacak ve obje üstünde kendini istediğim gibi göstermeyecekti.
Umarım çok karışık anlatmıyorum, insan kendi yaparken bir şekilde hallediyor da iş başkasına anlatmaya gelince zorlanıyor.


Neyse konumuza dönelim; Pozlama yaparken dikkat etmeniz gereken bir iki şeyi daha yazmak istiyorum.


Diyelim ki (+) pozlama yaparak aydınlık ferah bir fotoğraf almak istiyorsunuz, bunun yukarıda anlattığım 3 parametre ile yapılacağını artık biliyorsunuz ama bunların değerleri ile oynarken nelere dikkat etmeliyiz işte orada kafa karışıyor;


Kameranın daha fazla ışık alması için ilk olarak diyaframı açabiliriz. Diyaframı açtıkça (f değeri küçüldükçe) netlik derinliği azalır. Yani fotoğraflamak istediğiniz objenin önündeki ve arkasındaki yerler bulanıklaşır, netlik alanı azalır da azalır. Çok dikkatli focus yapmak gerekir yoksa elimzide aydınlık ama anlamsız bir fotoğraf oluverir.


İkinci olarak; perde hızını düşürebiliriz (değer yine küçülecek). Yukarıda da yazdığım gibi perde hızı düştükçe kamera içine giren ışık miktarı artacak ama eğer tripodunuz yoksa düşük perde hızlarında elle yapılan çekimlerde titreme kaçınılmaz olduğundan sonuçta bulanık fotoğraflar elde edeceğinizi bilin. Elle fotoğraf çekiyorsanız min. Perde hızı 40’ın altına inmemeli.


Son olarak ISO değerini arttırırız. Ama burada da bir handikap var, yüksek ISO demek kumlanma ve kalitesiz fotoğraf demek. Aşağıdaki gibi; ISO: 1250, Hız: 1/60,  f: 2.2
 


Düşünülenin aksine güneşli havalar yerine bulutlu ama aydınlık havalar fotoğraf için çok daha elverişli. Yazın belki günler uzun ama güneş ışınları o kadar dik ve sert geliyorki fotoğraflar çoğunlukla sarımtrak çıkıyor. Bu nedenle evinizde fotoğraf çekerken en iyi saati kollayın. Ben bizim salonda yazın 11:00 – 14:00 ve 19:00 – 20:00 arası , kışın ise 10:00 – 15:00 arası eğer hava açıksa en içime sinen fotoğrafları yakalayabiliyorum.


Biliyorum çok uzun oldu buraya kadar okuyanınız var mıdır bilmem ama son olarak bir şey daha söylemek istiyorum.


Bu yukarıda anlattıklarım ilk başta çok karışık gelebilir, korkmayın. Size önerim; bu üç değişen ile tek tek oynayarak her bir değerde fotoğraflar çekip, etkilerini görerek yaptıklarını anlamaya çalışın.


Ben hiç bir zaman dersi derste dinlemedim, grup çalışması ise bana tamamen ters, üniversitedeyken arkadaşlarla birlikte ders çalışırken anında kaytarır, gruptan kopar, ya yatar ya da yemek hazırlardım. Sonra tek başıma kalıp kendimce yollar bulur, olayın mantığını anlamaya çalışırdım. Mantığını anladıktan sonra gerisi çorap söküğü gibi gelirdi.


Burada da size önerim işte bu, alın makinayı elinize her bir tuşa basın ve ne yaptığına bakın. Ezbere yapmayın yani. Neyi ne için yaptığınızı bilince herşey çok daha kolay gelecek.

Aramızda bu işi profesyonel olarak yapanlar, muhteşem fotoğraflar çekenler, bu işin tüm püf noktalarını bilenler var, ben daha işin çoook başındayım. Umarım bir gün fotoğrafla daha yoğun ilgilenecek zaman bulabilirim..

Unutmadan, fotoğrafın göze hoş görünmesi için kompozisyonun da çok önemli olduğunu belirteyim. Bu konuda Sabit Kalfagil’in kitabını okumanızı tavsiye ediyorum. 

Fotoğraf çekerken deklanşöre basmadan önce vizörden gördüğünüz resme şöyle bir durup bakın, gözünüzü dört döndürün, yamuk olan, hoşunuza gitmeyen bir şeyler var mı ekranda iyice emin olun, sonra o fotoğrafın sizi mutlu edip etmeyeceğini, istediğinizin bu olup olmadığına bakın, eğer içinize siniyorsa basın deklanşöre gitsin...

You Might Also Like

0 yorum

@elifalmas

Subscribe